AŞK KADINLARI

27/2/2009 - DUYGUSAL DETOKS

Kategori: SAGLIK

DUYGUSAL DETOKS

Detoks bedenin toksinlerden arınması ve bu arınmanın bedenimize olumlu yansıması anlamında kullanılmaktadır. Nasıl ki zararlı yiyeceklerin fizyolojik yapımız üzerinde olumsuz etkileri var, zararlı düşüncelerin de psikolojik yapımız üzerinde olumsuz etkisi vardır.


Duygusal detoks bize zarar veren düşünce biçimlerinin terk edilmesi ve duygularımızın olumlulaştırılması demektir. Olaylara yüklediğimiz anlamlar ne kadar olumsuzsa bağışıklık sistemimiz de o oranda zayıflamaktadır. Stresin olumsuz etkileri artık tartışılmıyor bile!

Duygusal detosk için, farkındalık becerimizi geliştirmemiz, olumsuz özelliklerimizi ve kendimizi sabote edici düşünce biçimlerimizi kabul etmemiz ve kişiliğimizde bazı değişimlere izin vermemiz gerekiyor. İzin vermemiz gerekir diyorum çünkü biz buna izin vermezsek ve istemezsek kimse bizi etkileyemez, değiştiremez.

Çoğumuz değişimi, değişmez bir gerçek olarak kabul eder ancak değişime inatla direniriz. Sanırım aşmamız gereken ilk paradoks bu olsa gerek! Çünkü derinlerde yatan “değişmeliyim” isteği “korkularımız” engeline takılır. Korkularımızı reddettikçe de bu kısır döngü içerisinde kalırız.

Bir diğer çoğunluğumuz da değişimden nefret eder, sahip olduğumuz yapıya inatla sarılırız. Ancak aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemekten de vazgeçmeyiz. Yani eşinize kırıcı davranmaya devam ederek onun size neden iyi davranmadığını sorgulamanızı anlamı yok!

Duygusal detoks hayatı algılayış biçimlerimizde değişime davet eder bizi. Bu değişimlere beraberce göz atalım:

Duygularımızın farkında olmak. Diğer bir deyişle reddettiğimiz ve yok saydığımız olumsuz duygularımızı kabul ederek, bunları oluşturan kişi, yer ve olaylarla mücadeleye hazır olmak. Ya da zayıflık olarak kabul ettiğimiz olumlu duygularımızı dile getirmekten çekinmemek. Kabulleniş değişimin anahtarıdır.
Öfkenin, nefretin kırgınlığın, korkunun, şüpheciliğin, yetersizliğin bize ve ilişkilerimize ne kadar hakim olduğunu keşfetmek. Bunlara köle olmamak.
Suçluluk duygularımızla ve kendimizi cezalandırma biçimlerimizle barışmak. Bunlarla ilgili inançlarımızı sorgulamak ve bizi rahatsız eden inançlarımızı değiştirebilmek.

Eleştiriden korkmamak.Biri sizi eleştirmeye başladığında , savunmaya veya suçlamaya geçmeden “Acaba böyle yaparak ne elde etmeye çalışıyor?” sorusunu soğukkanlılıkla sorabilmek. Ya da eleştirildiğimiz konuda karşı tarafın haklı olabileceğini de kabul ederek özür dileyebilmek.
Kendimizi sabote edici düşünce biçimlerini terk etmek.“Önemsizim, yetersizim, başarısızım, sevilmiyorum” gibi ifadelerin benlik saygımızı nasıl yerle bir ettiğini, bunları çevremizden aldığımız mesajlarla oluşturduğumuzu fark edebilmek. Ve bunları değiştirmeye hazır olmak.
Bu değişimler kolaydır diyemem. Her birinin kökleri kronolojik yaşınızla aynı uzunluktadır.
Ama bir tek hayatımız olduğunu düşünürsek onun yönetimini ele almamız gerekiyor!

 

 alıntı

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : DUYGUSAL DETOKS

26/2/2009 - ÇAĞIMIZIN AĞRILI BACAKLARININ SEBEBİ VARİS TEHLİKESİNE DİKKAT

Kategori: SAGLIK

Kanı kalbe geri taşıyan damarlar toplardamar olarak adlandırılır.
Toplardamarlarda oluşan tıkanıklıklar ve aşırı basınç kapakçıkların düzgün kapanmasını engelleyerek geriye doğru kaçaklara sebep olurlar. Böylece bacaklardaki yüzeysel toplardamarlar genişler, uzar ve büklümlü bir görüntü ile varisler oluşur.
Gece oluşan kramplar, kaşıntı, şişkinlik, ayakta kalma ile ağrı, sıkça görülen şikayetlerdir.
Bu şikayetler varislerin büyüklüğü veya sayısı ile orantılı değildir.
Bayanlarda hamilelik ve menstruasyon sırasında varislerle ilgili şikayetler artar.

Varis oluşumu tam olarak bilinmemekte, ancak daha çok genetik, cinsiyet, yaşlılık gibi kontrolümüzde olmayan nedenler üzerinde durulmaktadır.
Yine de istatistiksel olarak varis oluşumunu tetikleyen durumlar saptanmıştır.

Varis tedavisinde amaç, yaşam kalitesini artırmaktır. Hastalık genellikle iyi huylu seyir gösterip hastaların çoğunda ameliyat gerekmez. Bu nedenle hastalığın seyri çok ciddi değilse girişimsel tedavilerden kaçınılmalıdır. Büyük varisleri bulunan hastalarda, kanama veya bacak ülseri gibi durumlar gelişirse cerrahi tedavi yöntemleri uygulanır. Etken sebepler ortadan kaldırılmadıkça (fazla kilo, uzun süre ayakta durma, östrojen kullanımı) varisin belli bir süre sonra tekrarlayacağı unutulmamalıdır

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : VARİS, VARİS TEHLİKESİ, VARİS NEDİR

26/2/2009 - MADEN SUYUNUN FAYDALARI,

Kategori: SAGLIK

Spordan önce ve sonra içilen maden suyu, vücuttaki su kaybını önlüyor!

 

 

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Uluslararası Tıbbi Hidroloji ve Klimatoloji Derneği BaşkanıProf. Dr. Zeki Karagülle, spordan önce ve sonra içilen maden suyunun, vücudun su kaybını önlediğini bildirdi. Prof. Dr. Karagülle, AA muhabirine yaptığı açıklamada, maden suyunun Avrupa ülkelerinde sofra suyu olarak kullanıldığını, bunun nedeninin yemeklerle alınamayan bazı minerallerin maden suyuyla alınabilmesi olduğunu söyledi. Türkiye’de çıkarılan maden sularının, içerdikleri mineraller sayesinde yüzyıllardır insanlara şifa dağıttığını vurgulayan Karagülle, şöyle devam etti: "Maden suyunun, minerallere bağlı etkilerin dışında, bazı hastalıklardaki terapotik yararları da söz konusudur. Maden suyu, böbreklerde ve idrar yollarındaki taş oluşumunu önler ve iltihabıgeriletici etki gösterir. Safra kesesi tembelliğinde yararlıdır. Pankreas fonksiyonlarını da destekler. Kronik mide mukozası iltihabında veya mide asidi fazlalığında yüksek bikarbonat içeren maden suları faydalıdır. Maden suyu, sindirim sisteminde de önemli etkileri olmakla birlikte kabızlığa da iyi gelir."

HER ALANDA VE HER YAŞTA MADEN SUYU

Maden suyunun çocuk mamasında bile kullanılabileceğine dikkati çeken Prof. Dr. Karagülle, şunları kaydetti: "Maden suyu bebeklikten yaşlılığa kadar her yaşta rahatlıkla kullanılabilir. Bebeklerde anne sütü vazgeçilmez besin ve sıvı kaynağıdır. Bunun yanında ek beslenmeye geçildiğinde, mamalar maden suyuyla hazırlanırsa ideal bir mama karışımı olacaktır.

Ayrıca spor yapan insanlarda görülen kilo kaybı, tamamen su kaybıyla orantılıdır. Bu nedenle spordan önce ve sonra içilen maden suyu, vücudun su kaybını önleyecektir. Bununla birlikte sıcak günlerde meydana gelebilecek su kaybı, maden suyuyla ideal şekilde önlenecektir." Özellikle çalışan kişilere, kahve ve çay yerine maden suyu içmeleri tavsiyesinde bulunan Karagülle, "Sabah işe başlayan bir kişi, içinden kabarcıklar çıkan bir bardak soğuk maden suyuyla güne daha dinç ve enerjik başlayabilir" dedi. Maden suyunun cilde de çok faydalı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karagülle, "Maden suyu içildiği sürece, cilt pörsük, yorgun ve solgun görünmeyecektir. Maden suyu sadece içildiğinde değil, sürüldüğünde de cildi canlandırır ve gençleştirir" diye konuştu.

 


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : Spordan önce ve sonra içilen maden suyu, vücuttaki su kaybını önlüyor! , MADEN SUYUNUN FAYDALARI,

8/1/2009 - AHHHH FİLİSTİNNNN

Kategori: SAGLIK


Vurdular mı seni ey Filistin
Gözlerimizin önünde?

Kabe çetesinin torunları karanlık eleriyle
Esmer bedenine mi uzandı

Tebbet yada israil
Tebbet yeda Siyonizm

Vurdular mı seni yetim gülüşlüm
Ah Filistin

Ey Yakub duy!
Filistini kurtlar yedi
Biz global humanizmin
Sahtekar oyunlarıyla eğlenirken

Ey Lokman seslen oğluna!
Yeryüzünde Hardal tanesi büyüklüğünde
Katledilen her Filistinli
Tarihin kendi sayfalarına gömülse de
Allah onları bizim karşımıza çıkaracaktır.

Ey zor zamanlarda verenler nerdesiniz?
Öksüzün başına avuçlarını dikenler
Düşmüşün eline fidan ekenler
Acıları paylaşıp güçlüklere göğüs gerenler
Sevgi ve merhamet yumağı olanlar

Kalplerinde hala bir bağışlama taşıyanlar
nerdesiniz?
Kalplerinde hala bir İNTİFADA taşıyanlar
nerdesiniz?

TEBBET YEDA İSRAİL!
TEBBET YEDA SİYONİZM...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : FİLİSTİN, AHHH FİLİSTİN VURDULARMI SENİ, FİLİSTİN SAVAŞI, FİLİSTİN ŞİİİRİ

7/1/2009 - SİGARA NASIL BIRAKILIR ?

Kategori: SAGLIK
SİGARA NASIL BIRAKILIR ?

Kendi kendine bırakma :
Sigarayı bırakanların çoğu kendilerini ikna etmeyi başarmışlardır.
Klinikler :
Beş altı hafta sürecek programlar, insanların niçin sigara içtiği, sigara isteminin tedavi edilmesi, stres tedavisinin pratikleri ve kişisel olarak sigaradan sakınmaya yardım etmek amacındadır.
Tıbbi tedavi :
Sigara alışkanlığından kurtulmak ve sigara aramanın üstesinden gelmek için bazı ilaçlar kullanılır.
Davranış yöntemleri :
Sigaradan nefret etme veya kendini yönetme programlarını içerir.
Doktor önerileri :
Sigaranın getirdiği tehlikeler anlatılır, uygun tedaviler düzenlenir.

Hipnoz :
Psikoterapist yönetiminde uygulanır.
Akupunktur :
Bu yöntem kişide tütüne karşı tiksinti yaratabilir.
Medya :
Radyo, televizyon, gazete gibi kurumların eğitim programları kişiyi aydınlatır.

DAVRANIŞ PSIKOLOJİSİ

Bu; vakıfların, büyük şirketlerin, dispanser veya hastanelerin bünyesinde gerçekleştirilecek grup psikoterapisi seanslarından oluşur. Hekimler bu tip sigara bırakma seanslarına sadece hafif derecede sigaraya bağımlı olan hastalarını göndermelidirler. Amerika Birleşik Devletlerinde " Mayo Nikotin Bağımlılık Merkezi " sigara ile mücadele için dört yöntem geliştirmiştir.

Davranış Tedavisi :
Davranış değerlendirmesi yapmak ve tedavi becerileri edinmeye dayanır.
Alışkanlıkların tedavisi : Sigara içenler için nikotinin bağımlılık yapıcı bir ilaç olduğunun kabul edilmesi önemlidir. Neden bulma, inkar, dalgınlık, kontrol kaybı ve yarattığı ciddi problemlere karşı sürekli kullanım alışmanın belirtisidir. Bu nikotin isteğinin tedavisi gerekir.

İlaç Tedavisi :
Nikotin cikleti, cilde yapıştırma, burun spreyi veya solunum yolu ile nikotin verilebilir.
Sigaraya Yeniden Başlamanın Önlenmesi : Bağımlılığın ciddiyeti, nikotinin hasta yaşamındaki tüm etkileri ve sonuçlarına karşı koyabilmenin önemi belirtilmelidir. İlk müdahaleden sonra danışmanlar düzenli telefon ve mektupla destek sağlamaktadır. Eğer bu tip görüşmeler işe yaramazsa o zaman nikotin yerine geçebilecek tedavi düşünülmelidir.

sigaranın bırakılmasında ilaç tedavisi


Nikotin tedavisi :
Sigarayı bırakmaya kesinlikle karar vermiş olan kişilerde yardımcı bir yöntem nikotin tedavisidir. Böylece nikotin eksikliğine bağlı bazı eksiklik bulguları ortadan kaldırılmış olur.

Nikotin tedavisi mucize değildir ( başarı oranı % 40 - 50 )
Nikotin tedavisi sırasında kesinlikle sigara içilmez
Nikotin tedavisi kesinlikle hekim kontrolünde yürütülür
Nikotin bir ilaç olarak değişik şekillerde hazırlanmıştır. Cilde yapıştırılan bantlar ( plaster ), ciklet, burun spreyi gibi uygulama biçimleri vardır. Halen ülkemizde cilde yapıştırılan bant şekli bulunmaktadır.

Nikotin plasteri tedavisinde doz ayarlanması :

Nikotin plasteri tedavisine başlama dozu, kişinin içmekte olduğu günlük sigara miktarına göre ayarlanır. Başlanan doz, bir kaç haftalık sürelerle basamak tarzında azaltılarak sürdürülür. Toplam uygulama 10 - 12 haftadır. Ülkemizde de mevcut nikotin plasteri uygulamasında, ilaç 24 saatte bir kullanılır. Gövde veya üst kolun ön yüzüne, tüysüz bir bölgeye yapıştırılır.


NİKOTİN TEDAVİSİ KİMLERE UYGULANAMAZ

Hamileler, süt emziren anneler, çocuklar ve bazı sağlık sorunlarına sahip kişilere nikotin tedavisi uygulanmaz. Bu sağlık sorunlarından başlıcaları ; myokard enfarktüsü, Buerger hastalığı, diyabet, hipertroidi, duedonum ülseri ve kontakt dermatittir.

Nikotin tedavisi sırasında ortaya çıkabilecek yan etkiler :

Yan etkilerin sıklığı, yapılan klinik çalışmalarda % 1 - 2 oranında bulunmuştur. Bunlar; baş ağrısı, gribe benzeyen bulgular, hanımlarda sancılı adet, bulantı, kusma, halsizlik, uykusuzluk, göğüs ağrısı, sıcaklık hissi, kramplar, kaşıntı, bandın yapıştırıldığı yerde alerjik reaksiyon gibi bulgulardır. Nikotin tedavisi sırasında başka ilaçlar kullanılıyorsa hekime bildirilmelidir. Nikotinin bunlarla etkileşimi olabilir.

Nikotin dışındaki ilaçlar ve antinikotin maddeler :

Nikotin gibi etkinliği olan clonidin veya antinikotin etkisi olan anabasinum, cystisinum gibi bazı maddelerle halen klinik çalışmalar yapılmaktadır. Henüz nikotin tedavisi kadar deneyim yoktur.

Sigarayı bıraktıktan;

20 dakika sonra
Tansiyon ve nabız normale iniyor.

8 saat sonra
Kandaki oksijen normal düzeye çıkıyor.

24 saat sonra
Kalp krizi tehlikesi azalıyor.

48 saat sonra
Sinir uçları yenilenmeye başlıyor.

2 hafta – 3 ay sonra
Kan dolaşımı dengeye giriyor. Akciğerlerin fonksiyonu %30 oranında iyileşiyor.

1 – 9 ay sonra
Öksürük krizleri, bitkinlik, kısa kısa nefes almalar azalıyor. Akciğerler temizleniyor ve enfeksiyon tehlikesi azalıyor.

1 yıl sonra
Koroner yetmezliği tehlikesi sigara içenlere oranla yarı yarıya azalıyor.

5 yıl sonra
Akciğer kanserinden ölme tehlikesi yarı yarıya azalıyor.

10 yıl sonra
Akciğer kanseri tehlikesi, içmeyenlerin düzeyine geliyor.

15 yıl sonra
Koroner yetmezliği tehlikesi sigara içmeyenlerin seviyesine iniyor
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : SİGARA NASIL BIRAKILIR ?

7/1/2009 - Daha Sağlıklı Çocuklar ,SİGARASIZ ÇOCUKLAR

Kategori: SAGLIK

Sigara, sadece içenleri değil diğer aile üyeleri, çalışma arkadaşları gibi aynı ortamda bulunan kişileri de olumsuz olarak etkilemektedir. İçilen her 5 sigara, etrafta bulunan kişilerin 1 sigara içmesine neden olmaktadır. Buna pasif sigara içiciliği denmektedir.

Bebeklikten 18 yaşına kadar olan dönemde pasif içicilik her yıl 300 000 broşit ve pnömoni vakasına neden olmaktadır.

Anne veya babası sigara içen çocuklarda orta kulak problemleri, bademcik iltihabı, sinüzit, öksürük ve hırıltı sıklıkla olmakta, astım şikayetleri artmaktadır. Eğer ebeveynler sigara içiyorsa, çocuğun gençlik çağına geldiği zaman sigara içme riski, ebeveynleri sigara içmeyenlere oranla 2 misli fazladır. Sigara içmekle çocuğunuzu pasif olarak zehirlemenin yanı sıra onun gelecekte sizi örnek alarak, sigaraya bağlı risklerle yüz yüze kalma olasuılığını da ileri derecede artırmış oluyorsunuz.

Gebeliği süresince sigara içen kadınların bebekleri düşük ağırlıklı, gelişimi bozuk olarak dünyaya gelmekte, bu çocuklarda ileride allerjik şikayetler ve astım gelişme riski çok artmaktadır.


Daha Kaliteli Yaşam
Sigarayı bırakmakla daha iyi bir yaşam kalitesine sahip olursunuz. Bir kaç gün içerisinde koku ve tat alma hisleriniz yerine gelir, iş kapsitenizde artma olur, başkalarına zarar veren biri olma hissinden kurtulursunuz, ekonomik açıdan sigaradan artıracağınız parayı başka bir yerde harcayabilirsiniz. Sigara bırakmakla etrafta pis kokan ve çirkin bir görüntü veren kül tablalarından; arabanızda, evinizde, elbiselerinizde, saçlarınızdaki kokusundan tamamen kurtulacaksınız. Dişlerinizde ve parmaklarınızdaki nikotin lekeleri bir süre sonra kaybolacak, cildinizdeki kırışıklıklar azalacaktır. Merdivenleri nefesiniz daralmadan rahatça çıkabilecek, kendinizi adeta hafiflemiş hissedeceksiniz.


ALINTI
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : Daha Sağlıklı Çocuklar, SİGARADAN UZAK DURSUN ÇOCUKLAR, SAĞLIKLI ÇOCUKLAR

7/1/2009 - Sigaranın etkileri nedir?

Kategori: SAGLIK





Kullanımın başında: Nefes darlığı, astım ataklarının sıklaşmasına, impotans, kısırlık, kanda karbonmonoksit düzeylerinin artmasına sebep olur.

Uzun süreli kullanımda: Kalp krizi, felç, akciğer ve diğer organ  kanserleri (gırtlak, ağız içi, farinks, yemek borusu, pankreas, serviks ve kemik iliği), kronik bronşit ve amfizem görülür.

Çevreye olan: Eşte ve çocuklarda akciğer kanseri riski artar, çocukların sigaraya başlama riski artar, sigara içenlerin çocuklarında yeni doğan ani ölümü, astım, orta kulak iltihabı, ve solunum yolu hastalıkları daha sık görülür.  
 
Sigarayı bırakmaya karar verdim, nelere dikkat etmeliyim?  
 
Kullanılan sigaranın miktarı arttıkça sigaranın bırakılmasıyla ortaya çıkan yoksunluk bulguları artar. Bu da nikotin bandı gibi tedavilerin gerekliliğine işaret eder.

Depresyon, alkolizm, ve diğer bağımlılıklar sigarayı bırakmayı zorlaştırır. Bunların tedavisi de ya sigarayı bırakmadan önce ya da sırasında sağlanmalıdır.

Ailede ve işyerinde sigara içenlerin olması kişinin sigarayı hayatından çıkarmasını engeller.

Eşlerin sigara bırakıldıktan sonra bu konudaki olumlu destekleri çok önemlidir. Bağımlının eşi bu dönemde aile içi çatışmaları azaltabilmeli, problemlerin çözümünde yardımcı olabilmeli, bazı sorumlulukları üzerine alabilmelidir.

Kişinin yaşamında sıkınıtılı bir dönemde olması ya da yaşantısında ciddi değişiklikler yaşıyor olması (boşanma, iş değişikliği gibi) sigarayı bırakmayı zorlaştırır.

Sigaraya yönelik grup tedavileri özellikle kadınlarda daha faydalıdır.  
 
Depresyon sigara kullanımını ve tedavisini etkiler mi?  
 
Ruhsal rahatsızlıkların içinde özellikle depresyon sigaranın bırakılmasını zorlaştırır. Sigara içenlerde depresyon şikayetleri sık görülür. Depresyonun şiddeti arttıkça sigarayı bırakmak zorlaşır. Depresyon geçiren insanlar (bunların arasında özellikle genç kızlar) sigara kullanarak depresif duygularını azaltmaya çalışırlar.  
 
Sigarayı bıraktıktan sonra kilo almaktan korkuyorum.
 
Sigara bırakıldıktan sonra ortalama 5 kilo alınır. Bırakanların %10’unda 15 kilo kadar kilo artışı görülür. Kilo alma riskini taşıyanlar: kadınlar, 55 yaşın altındakiler, günde 25 sigaradan fazla içenlerdir. Özellikle kadınlarda kilo problemi sigaraya başlamada ve devam etmede önemli bir sebeptir. Kilo artışı ile gelebilecek sağlık sorunları sigara içmeye kıyasla çok azdır.
Sıkı diyet gibi önlemlerin sigarayı bırakmayı güçleştirdiği gözlenmiştir. Nikotin yerine koyma tedavisi, kilo artışını geciktirir. Kullanılan nikotin bandının dozu arttıkça kilo artışı azalır. Ancak nikotin yerine koyma tedavisi sonlandırıldıktan sonra kilo artışı tedavi öncesindeki hızla devam eder. Nüks olursa (bir süre kullanmadıktan sonra tekrar başlanırsa) kazanılan bütün kilolar verilir. Sigara tedavisinde kullanılan bir ilaç olan Bupropionun 7 haftalık bir uygulamadan sonra özellikle kadınlarda kilo artışını azaltmakta olumlu etkileri saptanmıştır.

Kilo artışında hem yemenin hem de metabolik faktörlerin etkisi vardır. Yani kişi eskisinden fazla yemese de kilo kazanabilir.
   Kişinin sigarayı bıraktıktan sonra sağlıklı ve aktif bir yaşantıya girmesi kilo artışını engelleyebilir.   
 
 
Nikotin bağımlılığında kadın ile erkek arasında farklılıklar var mıdır?
 
Kadınlar erkeklere göre daha az sayıda sigara içer, nikotini daha az olan sigaraları tercih ederler. Ancak bu bağımlılığın daha az olduğu anlamına gelmez. Kadınların sigaradaki nikotin miktarı değiştiğinde farklılığı daha az anlayabildikleri ve sigaranın kokusu, görüntüsü gibi faktörlerin kadınlarda daha önemli olduğu saptanmıştır. Uluslararası sigara üreticilerinin kadınları da hedef almalarıyla sigaraya bağımsızlık, kadınların toplumdaki rollerini değiştirme, olgunluk ve güzellik gibi anlamlar yüklenmiştir.
Çalışmalar kadınların sigarayı bırakmaya daha az teşebbüs ettiğini gösteriyor. Bırakmayı çalışan kadınların tekrar başlama riski erkeğe göre daha yüksektir. Bunun nedeni kilo alımının daha fazla ve kaygı verici olması ya da kadınların yoksunluk bulgularının daha şiddetli olmasındandır.Yerine koyma tedavileri (nikotin bant) kadınlarda sigara içme isteğini yeterince azaltamayabilir. Bütün bunlardan sigarayı bırakma tedavilerinde kadınlara farklı yöntemler uygulanması gereği ortaya çıkmaktadır.
  Ancak değişmeyen bir gerçek vardır; sigara içen kadınlar erkekler gibi ölür.  

 Sigara bağımlılık yaratır mı?   
Nikotin sigara dumanıyla vücuda alınan 4000 kimyasal maddeden biridir ve bu maddeler içinde beyne etkisi en belirgin olanıdır. Her sigara ile vücuda 1-2 miligram nikotin alınır. Nikotin solunduktan 10 saniye sonra beyne ulaşır.

Sigaranın içindeki nikotin bağımlılık yapar. Bağımlılık, bir maddenin kişinin sağlığını ve yaşamını olumsuz yönde etkilemesine rağmen kullanımının devamıdır.

Sigara içenlerin üçte biri her yıl bırakmayı dener. Bu nsanların sadece üçte biri 2 gün içmeden durabilirler. Sigarayı kendi başına bırakanların % 7’isi bir yıl içmemeyi başarabilir. Sigara içen yetişkinlerin  % 87’sinde nikotin bağımlılığı vardır.

Ergenler üzerinde yapılan bir çalışmada, bağımlılık ve yoksunluk bulgularının kimi gençlerde sigaraya başladıktan bir kaç hafta gibi kısa süre sonra çıktığı görülmüştür. Bazıları daha uzun bir süre kullandıktan sonra bağımlı hale gelir. Yani kimi genç için sigarayı denemek gibi bir şans yoktur, kullanım başladıktan çok kısa bir süre sonra kişi bağımlı hale gelir.  
 
Nikotin etkisini nasıl gösterir?
Nikotin beyindeki yaşamsal işlevleri düzenleyen (yemek, cinsellik vb.) merkezde dopamin artışına sebep olur. Sigara içildikten sonra duyulan haz ve doygunluk buradan gelir. Ayrıca nikotin beynin bir diğer bölgesindeki etkisiyle dikkat artışı ve uyanıklık durumunu sağlar. Bağımlılığa sebep olan eroin, kokain vb. diğer maddeler de bu merkezleri etkile
 
 
Sigara niye bu kadar zor bırakılır?   

Sigara kişinin kendisini daha iyi hissetmesine, öfkesinin azalmasına ve konsantrasyonunun artmasına sebep olur. Sigara kullanan kişilerde  görülen kilo kaybı bazen istenen bir etkidir.

Sigara ve içerdiği nikotin solunduktan sonra 10 saniye içinde beyine ulaştığı için arzu edilen etkileri hemen görülür. Sigara gün içinde belirli aralıklarla sürekli kullanılır ve kişinin yaşantısının bir çok anına girip benimsenmesine sebep olur. Çevrede sigaranın yaygın kullanılması ve kabul edilir olması kullanımın devamını kolaylaştırır. Ayrıca başkalarının sigara içerken gözlenmesi kişide sigara arama hissini arttırır. Yoksunluk belirtilerinden ve başaramamaktan korkma bırakmayı zorlaştırır.
 
Sigarayı neden bırakmalıyım?  
Sigaranın içinde 4000’den fazla madde vardır ve bunların en az 43 tanesinin kansere sebep olduğu bilinmektedir. Sigara bugün önlenebilir ölüm sebeplerinde birinci sırayı almaktadır. Örneğin Amerika Birleşik Devletlerinde ölümlerin %20’sinden sigara sorumludur. Sigara içenlerin % 45’i sigaradan kaynaklanan bir hastalıktan ölecektir. A.B.D.’de her yıl 400.000 kişi sigaraya bağlı sebeplerden ölmektedir. Sigara kullanımı sonucu görülen akciğer kanseri sıklığı kadınlarda meme kanseri sıklığını aşmıştır ve yılda 140.000 kadın sigaraya bağlı sağlık problemlerinden ölmektedir (A.B.D).

Sigara kullanımı kalp damarlarının tıkanması sonucu gelişen kalp krizine (enfarktüs) sebep olur. Bunu damarların iç yapısını bozarak, kolesterol taşıyan lipoproteinleri ve estrojen düzeylerini azaltarak ve kan şekerini yükselterek yapar. Kalp hastalığı ve felç sıklığı sigara içip doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda daha da yükselir.

Yılda 53.000 kişi sigara içenlerin yanında bulunduğundan ölür (A.B.D.). Özellikle küçük çocuklar yakınlarında sigara içilmesinden etkilenirler ve bu çocuklarda solunum yolu rahatsızlıkları daha sık görülür.

Sigara kullanımı adet düzensizliklerine sebep olur (premenstrüel sendrom dışında), kadınlık hormonlarından östrojeni azaltarak erken menopoza ve osteoporoza sebep olur. Kadının doğurganlığı azalır ve hamileyken düşük yapma riski artar.

Gebeliğinde sigara içen kadınların çocukları düşük kilo ile doğarlar, büyümeleri yavaştır ve okulda öğrenme güçlükleri yaşarlar.

Daha çok genç yaştaki kadınlarda görülen doğum yolu kanserleri (serviks) sigara kullananlarda daha sıktır.

Sigara kullanımının ciltte kırışıklıkların artmasına, tırnakların kolay kırılmasına sebep olduğu bilinmektedir
 
 
Nikotin Bağımlılığından Kurtulma Tedavileri:  

ein BildSon yıllarda sigara bağımlılığından kurtulmak için çeşitli tedaviler denenmiş ve bu tedavilerin kişinin kendi başına sigarayı bırakmasına göre 2 misli etkili olduğu gösterilmiştir. Tedavide ilk hedef yoksunluk şikayetlerinin giderilmesidir. Bunlar 4 hafta kadar sürebilir ancak açlık hissi ve arama hissi 6 ay veya daha çok devam edebilir.

Bu tedaviler genelde 6-12 hafta uygulanıp başlıca ikiye ayrılır:

1-   İlaçlar

A-Nikotin içerenler: Nikotin bandı, vücuda  yapıştırılarak 24 saat boyunca kişiye nikotin sağlar. Yan etkileri sadece deride tahriş ve uykusuzluktur. Ancak kalp veya ülser rahatsızlığı olanlar doktor kontrolü altında kullanmalıdır. Nikotin bandı ile beraber fazla miktarda sigaranın içilmesi nikotin zehirlenmesine sebep olur, ve acil tedavi gerektirebilir. Nikotin sprey ve nikotin sakız  ülkemizde bulunmamktadır ancak nikotin bantından daha üstün değillerdir; insanlara farklı  kullanım seçenekleri sunması açısndan önemlidirler.

-Nikotin İçermeyenler: Amerikada bir süredir kullanılan ve yakınlarda İngilterede sigara tedavisinde kullanımına başlanan Bupropion bir antidepresan olup sigarayı arama hissini azaltır, bu etkisi depresyonu tedavi edici etkisinden bağımsızdır yani ilacın faydalı olması için kişinin depresyonda olması gerekmez. Yan etkiler ağız kuruluğu ve uykusuzluktan ibarettir. Bu ilac 300 mg. üzerinde kullanıldığında epileptik nöbetlere sebep olduğu bildirilmiştir. Sigarayı bırakmadan 1 hafta önce başlanıp 6-12 hafta kullanılır. 
 
2-     Bilişsel/Davranışçı Tedavi   
Bu tedavi bireysel veya grup halinde uygulanabilir. Kişinin nikotine bağımlılığının gelişmesinde ve devamında öğrenmenin önemi vurgulanır.

Davranışçı tedavide kişiyi gün içinde sigara kullanımına iten faktörler; stres, arkadaş grubu, kişinin kendisine karşı olumsuz düşünceleri vd. bulunarak bunlarla sigarasız baş etmenin yolları aranılır. Tedavide kişi kendini içmediği durumlarda ödüllendirir.

Başlangıçta yüksek riskli durumlardan tamamen kaçınılır, giderek bu durumlarla baş etmek için stratejiler geliştirilir. Bunun için kişiye özgü kullanım riskinin yüksek olduğu durumlarda nasıl davranılabileceği tedavide öğretilir. Ayrıca egzersiz, yürüyüşe çıkmak gibi yeni davranışlar ödev olarak verilebilir.

Sigarayı Bırakmakta Faydalı Olduğu Düşünülen Tedavi Yöntemleri
 
Sigara grup tedavileri

 Nikotin bandı

Bupropion

Egzersiz

Hipnoz


ALINTI...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : Sigaranın etkileri nedir?, LEGALLEŞMİŞ KATLİAM SİLAHI 'SİGARA' , SİGARANIN ZARARLARI, SİGARANIN İÇİNDEKİ ZEHŞİRLİ MADDEL

31/12/2008 - SEDEF HASTALIĞI,SAÇ KIRAN,VİTİLİGO HASTALIKLARINA TEDAVİ BULUNDU

Kategori: SAGLIK

Sedef, saçkıran ve vitiligo hastalıklarının tedavisinin yapıldığı Küba'nın başkenti Havana'daki Histoterapia Placentaria Sağlık Merkezi, Ocak ayında 10 Türk hastayı kabul edecek. Merkez, şimdiye kadar 90 ayrı ülkeden binlerce hastayı sağlığına kavuşturdu.

Sedef, saçkıran ve vitiligo hastalıkları konusunda faaliyet gösteren dünyadaki tek klinik olan Histoterapia Placentaria Sağlık Merkezi, 13-19 Ocak tarihleri arasında 10 Türk hastayı kabul edecek. Geliştirdiği tedavi yöntemleriyle sedef, saçkıran ve vitiligo tedavilerinde dünyaca ünlü sağlık merkezi, her ay 350 Kübalı ve 80 yabancı hasta kabul ediyor. Şimdiye kadar 90 ayrı ülkeden binlerce hastayı sağlığına kavuşturan klinik, Ocak ayı için de 10 Türk hasta için kontenjan ayırdı.

Histoterapia Placentaria Sağlık Merkezi’nde hastalara yapılacak ön kontrol ve teşhisin ardından özel ilaçlarla günde iki seans olmak üzere tedavi uygulanacak. Patentleri Küba’da olan ilaçlarla yapılacak tedavinin ardından ilaçların geri kalan kısmı periyodik olarak hastalara kargo ile gönderilecek.

13-19 Ocak 2009 tarihleri arasında gerçekleştirilecek sağlık turunun fiyatı ise, 120 Euro'luk biyopsi ile ilaç fiyatları hariç 2000 Euro olarak belirlendi.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : SEDEF HASTALIĞI, SAÇ KIRAN, VİTİLİGO HASTALIKLARI

28/12/2008 - Dr.Sanjay'ın uzun ve sağlıklı yaşam listesi

Kategori: SAGLIK

Ünlü Dr.Sanjay Gupta'nın uzun ve sağlıklı yaşam için hazırladığı 29 maddelik listeye bir göz atmakta fayda var.

 

Dr.Sanjay'ın uzun ve sağlıklı yaşam listesi

1. Kaliteli beslenme: Taze meyve ve sebze, balık, fındık, kırmızı şarap ve yeşil çay mutlaka menümüzde bulunmalıymış.

2. Akciğerleri çalıştırmak: Düzenli egzersiz yaparak ciğer kapasitemizi 50 yaşından sonra bile %25 artırmamız mümkünmüş.

3. Sigarayı kesinlikle bırakmalıymışız.

4. Doğru nefes almayı öğrenmek: İdeali karından alınan dakikada 12-14 nefesmiş.

5. Kilomuza dikkat etmek: Her fazla kilo, eklemlerimiz üzerinde gereksiz bir yükmüş.

6. Kahvaltıyı asla ihmal etmek: Kahvaltıda lifli gıdalar almaya dikkat etmek gerekiyormuş.

7. Kaslarımızı çalıştırmak: Düzenli çalışmayla 12 hafta içinde orta yaşlarda bile kas gücümüzü geliştirmemiz mümkünmüş.

8. Seks hayatını ihmal etmek: Seks yapmak, yalnızca egzersiz olarak değil, vücuttaki hormon salgılarının düzenli şekilde devam etmesi için de gerekli bir aktiviteymiş.

9. Formumuzu korumak: Yoga ve pilates yararlı ama yüzmek ve yürümek de asla ihmal edilmemesi gereken egzersizlermiş.

10. Yağ dengemize dikkat. Vücut için en iyi yağ balıkta ve cevizde bulunurmuş.

11. Vücuttaki pas ve tortuyu atmak: Miktarda aşırıya kaçmamak şartıyla yeşil çay, kırmızı şarap, siyah çikolata tüketmeliymişiz.

12. Kötü diyetlerden uzak durmak: Kemik sağlığı için her yaşta kalsiyum almamız gerektiğini unutmayalım.

13. Güneşlenmeyi ihmal etmek: Her gün birkaç dakikalığına da olsa gün ışığına çıkıp, vücudumuzun D vitamini üretebilmesi için güneş ışığına ihtiyacı varmış.

14. Günde en az bir buçuk litre temiz su içmek: İdrarının rengini kontrol edip, eğer sarıysa yeteri kadar su içmiyoruz demekmiş.

15. Yürüyüşe çıkmak: Düzenli yürüyüş östrojen riskini azaltır, stresi önlermiş.

16. Kalbimizi koruyup ve güçlendirmek: B vitamini, magnezyum ve çinko almayı unutmamak gerekiyormuş. Havuç, lahana, avokado, fındık ve sarımsak mutfağımızdan eksik olmamalıymış.

17. Tansiyonumuzu takip etmek: Tuz, aşırı kilo ve stres, tansiyon riskini artıran faktörlermiş.

18. Kalbimizi kontrol ettirmek: Yılda bir kez check-up yaptırmalıymışız.

19. Stresten uzak durmalıymışız.

20. Güneşte uzun süre kalacaksak mutlaka UV filtreli güneş yağı kullanmamız gerekiyormuş.

21. Şeker tüketimimizi azaltmak: Canımız tatlı çektiğinde bitter çikolata tercih etmeliymişiz.

22. Günde en az 7 saat uyumayı ihmal etmemeliymişiz.

23. Cildimizi beslemek: A, C ve E vitaminleri içeren cilt losyonu kullanmalıymışız.

24. Vücudumuzun ihtiyaçlarını öncelik sırasına sokmak: Gün 24 saat. Bunu üçe bölüp: 8 saati çalışmaya, 8 saati kendimize ve 8 saati uyku ve istirahat için ayırmalıymışız.

25. Günümüzü planlamak: Planlı yaşamak, vaktimizi daha verimli ve yararlı geçirmemizi ve stresten kaçınmamızı sağlarmış.

26. Dişlerimize iyi bakmak: Günde en az iki kere dişlerimizi fırçalamamız, kahveyi fazla içmekten kaçınmamız gerekiyormuş.

27. Şeklimizi korumak: Vücudumuz bütün gün televizyon veya bilgisayar başında oturmak için dizayn edilmediği bir gerçek. Kalkıp, hareket etmek en faydalısıymış.

28. Olumlu düşünmek: Uzmanlar varlığıyla mutlu olduğumuz şeyleri düşünmemizi tavsiye ediyorlar. Pozitif düşünce hem bizi genç tutar, hem stresi azaltırmış

29. Zihinsel bakımımızı ihmal etmemek: Televizyon karşısında çok fazla vakit geçirmek bunama riskini artırıyormuş. Yeni bir şeyler öğrenip yeni alışkanlıklar geliştirerek zihinsel faaliyetlerimizi aralıksız sürdürmemiz de uzun ve sağlıklı yaşamamız için gerekli olan eylemlermiş.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : Dr.Sanjay'ın uzun ve sağlıklı yaşam listesi .YAŞAM.SAĞLIK.KADINLAR.ERKEKLER.YAŞAM.

24/12/2008 - Sinüzitle soğuk algınlığını karıştırmayın

Kategori: SAGLIK

Soğuk algınlığı çocuklarda en sık görülen sorunların başında geliyor. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik İnfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Nuran Salman soğuk algınlığı hakkında merak edilenleri anlatıyor.

1. Soğuk algınlığı nedir?
En sık görülen üst solunum yolları, viral enfeksiyonlardır. Hafif seyirli olan ve kendi kendine iyileşebilen soğuk algınlığı, dünyada  en çok iş ve okul devamsızlığına yol açan hastalıktır. Halk arasında üşütme veya nezle olarak bilinir. Başlıca etkenleri rinovirus, respiratuar sinsisyal virus, koronavirus, parçınfluenza ve adenovirustür. Bebek ve çocuklarda daha sık görülür, yaş ilerledikçe seyrekleşir.

2. Belirtileri nelerdir?
İlk şikâyet ağrılı veya kaşıntılı boğazdır; bunu burnun tıkanması ve burun akıntısı izler. Öksürük gelişebilir; bu bulgu burun akıntısının azalmaya başladığı dördüncü veya beşinci gün şiddetlenir. Çoğu şikâyetler bir haftada kaybolur. Tedavi edilmediği bazı durumlarda daha ciddi rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden olabilir (zatürre vb).

3. Soğuk algınlığı hangi hastalıklar ile karışabilir?
Soğuk algınlığı alerjik nezle ve sinüzit ile karışabilir. Alerjik nezlede burun akıntısı ve tıkanıklık dışında hapşırma ve burun kaşıntısı da vardır. Şikâyetler sabah saatlerinde daha fazladır. Sinüzit çocuklarda 10 günden uzun süren burun akıntısı ve öksürük ile seyredebilir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : SAĞLIK, SİNÜZİT.

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

KADININ DÜNYASINA HOŞGELDİNİZ...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss

Kategoriler

Etiket Bulutu

şiir yazar aşk sevgi ŞİİR GECE AŞK YAS HÜZÜN AŞAM ÇIĞLIKLARI KULAKLARIMDA KANIYOR ÇIĞLIKLAR KULAKLARIMDA kadın hayat aşk kadınderdi sorun çığlık kan Meridien Monte Carlo Port Palace Fairmont Monte Carlo Hotel Hotel Columbus fransız rivearasındaki lüks oteller mona İZMİRLİYİZ İZMİRİN EN GÜZEL YAZISI İZMİRİN ENGÜZEL RESİMLERİ EGENİN İNCİSİ TÜRKİYEDEN SIKILDIĞIMDA İZMİRE GİDERİM BE OL-55 On-Line Tensiometer teknoloji bıldırcın yumurtasının faydaları besin deposu bıldırcın yumurtası protein zengini bıldırcın yumurtası bıldırcın yumur Maden suyunun yararları sindirime faydaları maden suyu maden sodası madensuyunun faydası madensuyundaki mineraller portakal portakal ve faydaları portakal ağacı narenciye portakal ve insan saglığı portakal ve besin değeri portaka Biomedical Sample Handling

Arkadaşlarım

gulcanca
knittingneedles
busecegunler
canergolf
dnaharikasi
sennur atak
40ayak
bebu
ilkayinmekani
gelinciklerdiyari
hayatindamlalari
sihirliyazilar
nisancanisan
asikhayatlar
hayalbirumuttur
kayipruhlar
yagmurcan
masumhayaller