20/12/2008 - HAMİLELİKTE CİNSELLİĞE BAKIŞ DEĞİŞİYOR
Araştırmalara göre hamileliğin ilk 12 haftasında kadınların cinsel isteklerinde azalma oluyor. Bu durumla beraber hamilelik ve sonrasındaki süreç eşlerin hayatlarını her yönden olduğu gibi cinsel yönden de etkiliyor...
VKV Amerikan Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Psikolog Aslı Akkan, bu durumun kolayca aşılabilmesi için çiftlerin birbilerine anlayış, şefkat, ilgi ve sevgiyle yaklaşması gerektiğini söylüyor.Evlilik kurumunun ve çiftler arasındaki ilişkinin sağlığının test edildiği önemli noktalardan biri de çocuk sahibi olunmaya karar verilmesi, hamilelik ve hamilelik sonrası sürecin eşler üstündeki etkisidir. Hamilelik ve hamilelik sonrası süreç eşlerin duygusal süreçlerini etkilediği kadar, cinsel hayatlarını da etkilemektedir. Her ne kadar bu süreç cinsel hayatı eskisinden farklı kılacaksa da bu farklılığın bireylerin ilişkilerini etkilemesine ve zorlamasına en az düzeyde izin verilmesini sağlaması önemlidir. Hamilelik süresince jinekoloğu tarafından medikal,fizyolojik herhangi bir sorun görülmeyen ve cinsel hayatı yaşamasına izin verilen kadının, yaşadığı hormonal ve fiziksel değişiklikler cinsel isteksizliğine sebep olduğu kadar kadının kendi inanç sistemi de bu durumu tetikler. Araştırmalara bakıldığında sağlıklı bir hamilelik yaşamakta olan kadınların ilk 12 haftada cinsel isteklerinde azalma olduğu görülmekteidir. Yaşadığı fiziksel yorgunluk, bulantı, kilo alımı, rahat bir pozisyon bulamama gibi sebepler bu durumu açıklayabilmekle beraber, kadının kendindeki değişime adapte olma sürecinde yaşadığı kaygılar, bebeğime zarar verir miyim endişesi, ve fiziğindeki değişime bağlı olarak eşinin onu eskisi gibi istemeyeceği inancı da çok büyük rol oynamaktadır. Benzer düşünceler erkeği de etkilemektedir ve onu da cinsellikten soğutmaktadır. Hamilelik boyunca cinsellikle ilgili yaşanılabilecek bu çeşit sorunları engellemenin en önemli yolu ise çiftlerin bir birleriyle mümkün olan en açık şekilde konuşmalarıdır. Kaygılarını ve isteklerini dile getirdikleri zaman sağlıklı cinselliklerini neyin etkilediğini bulacaklar ve sorun odaklı çözüme ulaşacaklardır. Hamilelik süresince çiftlerin cinsel hayatlarında yaşayabilecekleri sorunlar doğum sonrası da devam edebilir ve bu konunun önemi unutulmamalıdır. Doktorunun izin verdiği zaman itibariyle kadının cinsel ilişkiye girmesinin herhangi bir sakıncası yoktur ancak cinsel ilişkiyi etkileyebilecek psikolojik faktörler yine ortaya çıkabilir. Doğum ve bebek bakımının kadın için son derece yorucu olması nedeniyle doğum sonrası ilişki sıklığında azalma beklenen bir durumdur. Ancak doğum sonrası depresyon veya başka sağlık problemi olmadığı taktirde genellikle doğumdan 3 ay sonra hamilelik öncesi cinsel ilişki sıklığına dönülmesi beklendiktir. Bebeğin bakım ihtiyaçları azaldıkça, uykusu düzene girdikçe cinsel aktivite de normale dönmeye başlar. Doğum sonrası fiziksel yorgunluk dışında cinselliği etkileyebilecek durumlar: Ağrı Korkusu: Bir çok kadının doğum sonrası ilişkiye girmekten çekinme nedenin ağrılı ilişkiden korkmaları ve kaygıları arttıkça da girdikleri ilişki sırasında disparoni (ağrılı cinsel beraberlik) ve vajinismus (vajinal kasların kasılması sonucu cinsel beraberliğin olamaması) gibi sorunlar yaşayabildikleri araştırmalarda gözlemlenmiştir. Estetik Kaygılar: Vücudundaki değişim ve/veya aldığı kilolar yüzünden kendini beğenmeyen kadının cinsellik sırasında zihnini sürekli bedeniyle meşgul etmesi cinsel ilişkiden zevk almasını önleyebilir. Bununla bağlantılı olarak, eşini eskisi kadar bakımlı bulmayan erkek de cinsel yaşamdan uzaklaşabilir. Rol Değişimi: Çocukları olan kadar sadece birbirine odaklanan çiftler, doğumun ardından neredeyse tüm ilgiyi çocuğa yöneltmeye başlayabilir. Bir yandan yeni bir yaşama uyum sağlamaya çalışmanın gerginliği, bir yandan da birbirlerinden eskisi kadar ilgi görememenin yarattığı sıkıntı cinsel isteksizliğin oluşmasına yol açabilir. Bu sorunların en az seviyede yaşanması ve ilişkiyi en az ölçüde etklilemesini sağlamak için çiftlerin, özellikle erkeğin eşine şefkat, ilgi, sevgi ve anlayış ile yaklaşması, beğenisinin devam ettiğini belli etmesi, kadının ise bu geçiş döneminin özelliklerini bilerek eski haline döneceğini sorun olmadığını bilmesi gereklidir. Ayrıca çiftlerin haftada l yada 2 kez bebek yanlarında olmadığı zamanlarda bir arada olmaya özen göstermeleri gereklidir. Bu birbirleri için ayrılmış özel zamanlarda ev ya da bebek hakkında konuşmayıp, kendileri ve bir birleri hakkında konuşmaları, eskisi gibi ortak paylaşımlar yaşamaları tavsiye edilebilir. Bunların yanı sıra okşamak, dokunmak veya kucaklaşmak gibi cinsel duyguları tetikleyebilecek davranışlarda bulunmak cinsel hayatlarının canlanmasına yardımcı olacaktır. Tüm bunlara rağmen sıkıntılar yaşanıyorsa bir uzmandan yardım almak da faydalı sağlayacaktır.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
:: Etiketler : HAMİLELİKTE CİNSELLİK,
|
20/12/2008 - CİNSELLİĞİN KURALI VARMIDIR...???
Aşk içinde yaşanan cinsellik, sadece mutluluğun temel kaynaklarından biri değil aynı zamanda ruhsal açıdan insanı iyileştiren de bir şeydir" diyen İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Doğan Şahin, mutlu cinselliğin kurallarını anlattı
Cinsel yakınlık insan ilişkilerinde neden önemlidir? Çünkü cinsel yakınlık insan ilişkilerine ait üç temel ihtiyaç ve arzunun doyumuna doğrudan olanak verir: • Bir bebek gibi sevilme, bakılma, korunma arzuları • Hayran olunma, beğenilme, onaylanma arzuları • Âşık olunma, arzulanma arzuları Karşılıklı aşk ve bu üç temel arzuyu barındıran cinsel yakınlık, mutluluğun da mutlu cinselliğin de olmazsa olmaz koşullarıdır. Bu üç temelden sadece bir ya da ikisi üzerine oturan ya da bir alanda doyumu eksik kalan birliktelikler yeterli ölçüde doyum ve mutluluk vermezler. Özellikle tek boyutlu ilişkiler uzun yıllar sürse de yaşamdan alınan keyfi ve mutluluğu önemli ölçüde sınırlarlar. Sözgelimi sadece sevilme, bakılma ihtiyaçlarını karşılayan çok sayıda birliktelik vardır. Bu çiftler birbirlerine düşkün ve bağımlı olurlar ancak aralarındaki ilişki anne-oğul ve baba-kız ilişkisinin yeniden kurulmasının bir biçimidir. Aşk ve cinsellik yeterli ve doyumlu olarak yaşanmaz. O zaman mutlu ve doyumlu bir ilişkinin unsurları nelerdir? Mutlu ve doyumlu bir cinsel yaşamın iki temel unsuru olduğu söylenebilir. İlki kişinin kendini tanıması ve sevmesi, ikincisi de eş ya da sevgilisini tanıması ve sevmesidir. Cinsellik, ilk önce kendini tanımakla başlar ve ancak kendisini seven, sayan ve güvenen bir insan karşısındakine de bu olumlu duygularla yönelebilir. Bir insanın kişilik özellikleri, sevgili ya da eş seçimi, ilişki biçimi, birbirleriyle yakından ilintilidir. Tüm bunlar da cinsel yaşamın nasıl olacağı üzerine etki ederler. Doyumlu bir cinsel yaşamın temelini oluşturacak mutlu ve doyumlu bir sevgi ilişkisinin temel özellikleri şöyle sıralanabilir: • Çift birbirinde erken dönemdeki ilk ilişkilerini bulabilmiştir. Erken çocuklukta gelişen ama zamanla gelişerek olgunlaşan sevilme, şefkat görme, önemsenme, ilgilenilme ihtiyaçlarını birbirlerine verebilmektedirler. • Temel iki dürtü olan sevgi ve saldırganlık arasındaki ilişkide, saldırganlığın sevginin emrinde olması biçiminde şekillenmiştir. Arzular karşılandıkça mutluluk olur • Ortak ego idealleri vardır. Yani ikisinin de olmak istediği insan birbiriyle uyumludur. Biri insan ilişkilerinde sevgi, saygı ve özeni önemserken, diğeri mülk, itibar peşinde değildir. • Her insanın sevilme ve beğenilmekle ilgili tam olarak doyurulmamış beklentileri, arzuları vardır. Bir ilişki bu arzu ve beklentileri karşılayabildiği ölçüde mutluluk vericidir. • Temel gereksinimlerinden biri beğenilmektir. Olduğu gibi sevilme ve hayranlık duyulma gereksinimi ancak bir aşk ilişkisinde karşılanabilir. Kişi, beğenildiği ve hayranlık duyulduğu oranda kendisini beğenir ve sever. • Olgun bireylerde partner arayışı kaybedilmiş ödipal objeyle tekrar birleşme arayışını içerir. Yani her çocuk 3-5 yaşları arasında karşı cinsten ebeveynine ya da yakın çevredeki bir büyüğe âşık olur ve onun tarafından sevilmek ister. Zamanla bu arzusunun gerçekçi olmadığını ve kabul edilemeyeceğini idrak ederek bu aşktan vazgeçer ama o zamanlar hissettiği ve doyurulmamış aşkını, benzer birini bularak gerçekleştirmeye ve eski aşkına kavuşmaya çalışır. Bir insan ilk aşkını anımsatan birini bulduğunda bu eski aşk yeniden doğar. Âşık olduğu kişiyi yıllardır tanıyormuş duygusunun kaynağı eski günlerdeki arzulardan kaynaklanmasıdır. Ancak bu, hiçbir zaman tam olarak eski ilişkinin ve nesnenin tekrarı değildir. Kişi büyümüş, olgunlaşmış ve bu arada ilk nesneyi de daha sağlıklı ve olgun bir biçimde idealize etmiştir. Baskıcı eş 'birleşmeye' engel 28 yaşında, üniversite mezunu, özel bir şirkette çalışan genç adam sertleşme sorunuyla doktora başvurdu. Beş yıllık evliydi ve hiç cinsel ilişki kuramamıştı. Aynı yaşta olan eşi üniversite mezunuydu ve bir şirkette çalışıyordu. Çift daha önce aynı şikâyetle ürolojiye başvurmuş, verilen ilaçlar sertleşme oluşturmamış, en son 'mutluluk çubuğu' uygulanmaya karar verilmişti. Sertleşme sorununa psikolojik etkenlerin de katkıda bulunabileceği, protez gibi geri dönüşü olmayan bir uygulamadan önce cinsel terapinin denenmesinin daha uygun olacağı düşünüldü. Eş tutumunu değiştiriyor Çift birbirini seviyordu ve ilgiliydi. Önemli bir geçimsizlikleri yoktu, ancak kadın baskın ve müdahaleciydi. Sevişirken hep eşinin ereksiyonunu takip ediyor, sertleşme olunca hemen birleşmek için eşine baskı yapıyordu. Çifte, uymaları gereken kurallar anlatıldıktan sonra, cinsel birleşme yasağı konarak cinsel terapiye başlandı. Tedavide amaç erkeğin performans anksiyetesini ortadan kaldırmak, cinsel birleşmeyle ilgili endişelerini gidermek, sık yaşadığı konsantrasyon kaybını ortadan kaldırarak cinsel birleşme için yeterli sürede sertlik sağlamaktı. Bu arada eşinin, hastada performans endişesini artıracak tutum ve davranışlarını da değiştirmek gerekiyordu. Çift sekiz haftalık terapiye başladı. Psikiyatristleri bu süre boyunca ödevler verdi ve uygulamalarını istedi. Genç adam üçüncü haftadan itibaren rahatlıkla uyarılabiliyordu. Yedinci haftada ikisi de çok mutluydu çünkü ilk kez cinsel birleşme olmuştu. Son iki haftada 10'a yakın cinsel birleşme gerçekleştiren çift hiçbir sorunla karşılaşmadı ve tedavi sonlandırıldı.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
:: Etiketler :
|
|
Hakkımda
KADININ DÜNYASINA HOŞGELDİNİZ...
Kategoriler
Etiket Bulutu
şiir yazar aşk sevgi ŞİİR GECE AŞK YAS HÜZÜN AŞAM ÇIĞLIKLARI KULAKLARIMDA KANIYOR ÇIĞLIKLAR KULAKLARIMDA kadın hayat aşk kadınderdi sorun çığlık kan Meridien Monte Carlo Port Palace Fairmont Monte Carlo Hotel Hotel Columbus fransız rivearasındaki lüks oteller mona İZMİRLİYİZ İZMİRİN EN GÜZEL YAZISI İZMİRİN ENGÜZEL RESİMLERİ EGENİN İNCİSİ TÜRKİYEDEN SIKILDIĞIMDA İZMİRE GİDERİM BE OL-55 On-Line Tensiometer teknoloji bıldırcın yumurtasının faydaları besin deposu bıldırcın yumurtası protein zengini bıldırcın yumurtası bıldırcın yumur Maden suyunun yararları sindirime faydaları maden suyu maden sodası madensuyunun faydası madensuyundaki mineraller portakal portakal ve faydaları portakal ağacı narenciye portakal ve insan saglığı portakal ve besin değeri portaka Biomedical Sample Handling
Arkadaşlarım
gulcanca knittingneedles busecegunler canergolf dnaharikasi sennur atak 40ayak bebu ilkayinmekani gelinciklerdiyari hayatindamlalari sihirliyazilar nisancanisan asikhayatlar hayalbirumuttur kayipruhlar yagmurcan masumhayaller
|